More servicesWindows Live
HomeHotmailSpacesOneCare
 
MSN
Sign in
 
 
Spaces home  R£QU£STPhotosProfileFriendsBlog Tools Explore the Spaces community

Blog

...

 

 

Bugün en çok seni özledim
Önce rüyamda gördüm seni
Kalktigimda sen vardin aklimda
Yanimdaydin
Sanki seninle geçirecektim tüm günü
Bu sefer mutluluk verdi özlemin bana
Bütün gün sana yogunlastim...

Ögleye dogru acitmaya basladi özlemin
Gülüsün aklima gelmeye basladi....
Sonra camin önüne gittim bi sigara yaktim.....
Giderek beynimi kemirmeye basladi duygularimin karmasikligi
ve çaresizligim midemi bulandiriyordu
Beklemiyordum artik aramani
Özlüyordum iste.....

Yanimda uyumani,doya doya gözlerini seyretmeyi istiyordum ama yoktun iste
Bugün her seyi seninle yapmak istedim.
Bide olacakmis gibi bir sürü hayal kurdum
Onlarda mutlu eder gibi oluyor ama gerçekle yüzlesince geçiyor iste...

Sonrada içimdeki yorgunluk ve küskünlük...
Simarikliktan nefret eden ben bugün seni simartmak istedim..
Kendim için yasayan ben bugün senin için yasamak istedim.

Bugün en çok seni özledim ben
Bütün aliskanliklarini,ne biliyim yürüyüsünü falan göresim geldi...
Bir dokunusunu,bir bakisini,sesini duymayi...

Seninle olmayi özledim ben bugün .......

 

Nedir hasret?
Bir çağrı
mıdır?
Bir hüzün çiceğ
i midir hasret?
Yoksa hasret denize akan bir ırmağın çağ
ıldaması mıdır?
Hasret bir sevgi bestesi midir?
Bir ağ
acın tomurcuklanması hasret, meyvesi vuslat mıdır?
Hasret vuslatın şafağıdır da; sabırsızlığ
ından dolayı onu karanlık bir ümitsizlik gibi gören biz miyiz?
Hasret sevgilinin burcuna dikilen bayraktır belki de.

Hasrete boyanan aşklar solmazmış.
Bu yüzden Allah aşıklara mutlaka hasret yaşatırmış.
Hasret kalpteki sevgiyi öldürücü darbelerden koruyan kalkandır.
Bu yüzden hasretle söylenen her söz kutsalmış..

 

 

 

 

Hep bir sarki dolanir dillere,sendede olmustur kesin cocukluktan kalma kaç hayali anlatan ya da gençligin kirintilarini havalandirip toz duman estirip sonra yerini sakinlige birakan………

"Dogrusu yanlisi agrisi sancisi ne varsa yasanacak,
gözyasi ayrilik pismanlik hepsi benim olacak.
al beni... saril bana...
beni sakla kollarinda, korkuyorum……."

Bu sarkiyi haykira haykira okumak isterdim yada icimi acitacak kadar sesli dinleyislerde yüregimin o titresimleri hissetmesini…..

Biz insanlarin çabalarinin sonu ne olur nereye gider nasildir bir yigin sorularda yigilip kalmakmi hayat….Istedigimizi alinca çabalari unutup burun kivirmak baska seylere yelken acmakmi yasam…….Nedir yasam yüreginin ta uzaklardan hissedilmesimi? yoksa icimizin isteginin kendi yerini bulup "iste basardim,ben bunu istiyordum ve aldim demekmi…..?"

Her benligi icine sigdirmak ne kadar imkansiz olsada her benlige girmekte bir o kadar zor degilmi……?

Yüregim bazen sessizlige öyle hasret ki kendi kendine düsüp notalardan bir sevda türküsünde bogulsa diyorum………

Ben sevgiyi ögrenmek istiyorum sevginin renklerini ögrenmek istiyorum….Yasadigim bu yasamin bir deger ugruna harcanmis olmasini istiyorum ,ben benden sonrakilerede bin ben birakmak istiyorum………..

Ve bennnnn ve ben bunlarin hepsini ( …….. ) yasamak istiyorum…..

Bu bos kalan yerleri….. doldurmak istiyorum ...


Özledim seni...

 

 

 

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması
mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiç bir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de kalp,
göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namuzsuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında
bir ayrılık gizlendiğine belki de, kartvizitinde
"Onca ayrılığın birinci dereceden failidir." denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı sahiller, kendi belirsiz sahillerinde
amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
ya, canım ellerini tutmak isterse...


Evet sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
Kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
Mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa
tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!



Can Yücel

 

Image                      Image                        Image

Sahiplenmeyeceksin OyLe Her Seyi 

 

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni, Senin o'nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...

Can Yucel

 

 

 

ATATÜRK'ÜN GENÇLIGE HITABESI

Ey Türk gençligi! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyet'ini,
ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin,
en kiymetli hazinendir. Istikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek
isteyecek, dahilî ve haricî bedhahlarin olacaktir. Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti
müdafaa mecburiyetine düsersen, vazifeye atilmak için, içinde bulunacagin
vaziyetln imkân ve seraitini düsünmeyeceksin! Bu imkân ve serait,
çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. Istiklâl ve cumhuriyetine
kastedecek düsmanlar, bütün dünyada emsali görülmemis bir galibiyetin
mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanin, bütün kaleleri zaptedilmis,
bütün tersanelerine girilmis, bütün ordulari dagitilmis ve memleketin her kösesi
bilfiil isgal edilmis olabilir. Bütün bu seraitten daha elîm ve daha vahim olmak
 üzere, memleketin dahilinde,

iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hiyanet içinde bulunabilirler.

 Hatta bu iktidar sahipleri sahsî menfaatlerini,
müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde
harap ve bîtap düsmüs olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdi! Iste, bu ahval ve serait içinde dahi, vazifen;
Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktir!

Muhtaç oldugun kudret,
damarlarindaki asil kanda, mevcuttur! 


                                                                           K. ATATÜRK 
                                                                           20 Ekim 1927